2025 yılında dünya üzerindeki petrol rezervlerinin tam manası ile biteceği dedikodusu ortalıkta dolaşırken yeni petrol rezervleri ile ortaya çıkan ülkeler dünyanın göz bebeği haline gelmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sürdürülen sanayi faaliyetlerinin büyük bir çoğunluğu petrol ile gerçekleştirilmektedir. Sanayi faaliyetleri bir kenara bırakılsa dahi ulaşım denilen önemli konu sadece petrol ile sağlanabilmektedir. Yeni teknoloji araçlar ile bu konuda ilerleme kaydedilmeye çalışılsa bile hakimiyet hala petroldedir. Türkiye fosil yakıtlar açısından zengin bir coğrafyada bulunmamaktadır. Komşuları olan İran ve Irak gibi petrol konusunda zengin olan ülkelere rağmen petrol kaynakları konusunda hala bir ilerleme kaydedememiş olan Türkiye bu konuda ortaya koyduğu çalışmalara hız kazandırmıştır. Petrol kaynağı arama çalışmalarına gösterilen talep keskin bir biçimde artmakta ve bu talebi karşılamak için gerekli ruhsat işlemleri devlet tarafından gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Türkiye sınırları içerisinde yer alan petrol rezervleri ile ilgili araştırmaları yürüten kurum olarak bilinmektedir. Bu kurumun ortaya koyduğu verilere göre doğalgaz ve petrol aramak için gerekli olan ruhsatı almak maksadı ile yapılan başvurular gün geçtikçe artmaktadır. Bu konuda daha önce gün yüzüne çıkmamış petrol rezervleri ile Türkiye öncü olabilecek bir potansiyele sahip midir bu konu uzmanlar arasında hala sık bir biçimde tartışılmaktadır. Türkiye içerisinde petrol aramak için ortaya çıkan talepler geçmiş yıllara nazaran çok daha fazla olmaktadır. Bu talebin karşılanması için devlet kurumları bütün çabalarını ortaya koymaktadırlar. Ortaya çıkan arama taleplerine nazaran açılan kuyu sayısında büyük bir azalmanın görüldüğü uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Bu azalmanın asıl sebebi olarak ise dünya genelinde petrol fiyatlarında ortaya çıkan düşüş olarak görülmektedir. Dünya piyasalarında ortaya çıkan dalgalanmalar neticesinde tüm dünya piyasaları etkilenmekte ve yara almaktadır. Ortaya çıkan krizlerin sebeplerinden bir tanesinin de Euro bölgesinde ortaya çıkan dar boğaz olduğu uzmanlar tarafından ortaya koyulmaktadır. Euro bölgesinde ortaya çıkan darboğazın temel nedeni olarak da Yunanistan gösterilmektedir. Yunanistan’ın içerisinde bulunduğu kriz tüm Avrupa ülkelerini dolaylı da olsa etkileyecek bir güce sahiptir. Bu krizden nasıl kurtulunacağı ve bu krizin Türkiye’ye olan yansımalarının ne yönde olacağı ise büyük bir merak konusudur.

Petrol konusunda ortaya çıkan krizin kısa sürede atlatılabileceğini söyleyen uzmanlar piyasalardaki olumsuz havanın az da olsa değişmesini sağlamışlardır. Bu havanın dağılmasına neden olan asıl sebep ise Rusya ile işbirliği içerisinde gerçekleştirilecek olan Türk Akımı projesidir. Bu proje kapsamında Rusya’dan alınan doğalgaz Türkiye vasıtası ile Avrupa ülkelerine iletilecektir. Fosil yakıtlar konusunda şanssız olan Türkiye’nin en azından bu fosil yakıtların taşınması açısından kilit bir role sahip olduğu tüm uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Bu noktada önemli olan şudur; petrol arama taleplerinin iyi bir biçimde değerlendirilmesi ve sadece güvenilir olan firmalara petrol arama izni verilmesi. Petrol arama çalışmaları kuyu açım işlemi ile sonlandırılmazsa bu konuda ortaya konulan çabanın başka dallara yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu konulardan bir tanesi taşımacılık konusunda ilerlemektir. Bir diğeri ise alternatif enerji kaynaklarına yönelmektir. Türkiye’nin petrole ve enerji konusundaki dışa bağımlılığa açtığı savaştaki en büyük yardımcı kömür rezervlerinin akıllıca kullanılması ve nükleer santrallerin açılması olacaktır. Uzun vadede ise alternatif enerji kaynaklarına yönelmek hem doğa için hem de ülke ekonomisi için büyük bir önem taşımaktadır. Bu alternatif enerji kaynaklarından en önemlisi ise güneş enerjisidir. Güneş enerjisi ulaşım araçlarında kullanılması ile petrole rakip olacak en büyük kaynaklardan biri olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here