Kadına yönelik şiddet, tecavüz ve hatta cinayetlerin sayısı her geçen gün artıyor. Son zamanlarda bu artışta gözle görülür derece bir oran meydana gelmesi gerek kadınları gerekse, bu tür baskılar ile susturulan diğer kadınları son derece endişelendiriyor. Herhangi bir can güvenliklerinin kalmadığını belirten kadınlar bu tür olaylarla ne zaman karşı karşıya gelebileceklerini bilmedikleri ve her daim korku içinde yaşadıklarını sürekli dile getiriyor. Özellikle Özgecan olayı sonrasında gündeme bir kez daha gelen bu korkunç olaylar, azalmak yerine her geçen gün daha da artırıyor. Özgecan’ ın başına gelen bu talihsiz olay sonucu özellikle sosyal medya ya da eylemler aracılığı ile tepkilerini sürekli belli eden kadınların içi rahat değil. Bu olayların bir gün kendilerinin de başına gelmeyeceğinin bir garantisi olmadığını belirten kadınlar, yetkililerden bu gibi durumlar için en katı önlemlerin alınmasını ve en sert yaptırımların uygulanmasını bekliyor. Ancak, yetkililerin henüz bu konu hakkında hiçbir adım atmamasının yanında, bu tür olaylardaki davalarda verilen cezaların da gerçek bir ceza olmadığını hatta cezadan çok ödül gibi olduğunu dile getiren kadınlar, korunmanın ve önlemler alınmasının kendi can güvenliklerini sağlamak adına en doğal hakları olduklarını belirtiyor.

Her ne kadar Türkiye’ de yaşayan kadınlar bu olaylar açısından ne kadar büyük bir hassasiyet sahibi olsalar da, yetkililerin aynı hassasiyeti göstermediklerini sürekli dile getiriyorlar. Her geçen gün yeni bir vahşet yeni bir kadına şiddet haberi duymak istemediklerini, gereken neyse artık yapılması gerektiğini, üstelik bu tür olaylarda en büyük cezaların verilmesi gerektiğini savunuyorlar. Gerçekten de yaşanan olaylara bakacak olursak son zamanlarda kadınlara yönelik şiddetin ve tecavüz olaylarının ardı arkası kesilmiyor. Şimdi paylaşacağımız haber de az kalsın bir Özgecan vakasına dönüşebilirdi.

Konya’ nın Selçuk Üniversitesi’ nde Sosyal Bilimler Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünde okuyan bir kız öğrenci, kampüsten eve gitmek için kampüs içerisinde bulunan bir minibüse bindi. İddiaya göre minibüsün çok kalabalık olmamasına karşın, minibüs içerisinde bulunan son birkaç kişinin inmesi ile birlikte minibüs güzergahını değiştirdi. Değiştirildiği iddia edilen güzergahın yine kampüs içerisindeki ormanlık alana doğru değiştiği söyleniyor. Minibüs ormanlık alana doğru ilerlerken, şoförün genç kıza nerede okuduğu nerede yaşadığı konusunda birtakım sorular sorması ile genç kız nereye gittiklerini sordu. Bunun üzerine minibüs şoförünün genç kıza bakıp ikinci bir Özgecan vakasının yaşanabileceğini söylediği iddia ediliyor. Bu cevap üzerine inmek istediğini söyleyen genç kızın telefonu çalınca şoför aracı durdurdu ve genç kız da araçtan inerek hızlı bir şekilde uzaklaşmaya başladı. Bu olaydan hemen sonra polisi arayarak durumu anlatan genç kızın ihbarında sonra polis şoföre mobese kameraları sayesinde ulaştı. 1 saat sonra minibüs durağında şoförü yakalayan polis kendisini gözaltına aldı. Ancak ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Daha sonra açılan dava sebebi ile 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ nde tutuksuz olarak yargılanmaya başladı.

Şoförün ifadesinde ise genç kızın sebepsiz yere endişelendiği kendisinin de onu sakinleştirmeye çalıştığı cümlelerine rastlandı. Özgecan cinayeti gibi bir durumu kendisine yaşatacak olmadığını ifade ettiğini ancak genç kızın korkarak inmek istemesi üzerine kendisini indirdiğini de sözlerine ekledi.

Genç Kızdan Duruma Tepki

Şoförün verdiği bu ifadelere ve daha sonrasında serbest bırakmasına son derece sinirlenen genç kız, bunları yaşayanın kendisi olmasına rağmen şahısın tutuklanmasının saçma olduğunu bu olaylarda gerçek bir karar verilmesi için illa ölümün gerçekleşmesi gerektiğini söyleyerek olaya tepki gösterdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here